10.07.2010 ATİNA
Elimizde şehir haritası ve günlük metro biletlerimiz sabah 9.00 itibarıyla şehir turuna başladık.
| Akropolis'ten Atina'ya kuşbakışı |
| Parthenon Tapınağı |
Herodes Atticus Tiyatrosu bugün müzikal ve tiyatro gösterilerinin sunulduğu 5000 kişilik bir gösteri merkezidir.
| Athena'nın zeytin ağacı |
| Karyatidler Portikosu |
| Propylaea bugün |
| Propylaea'nın temsili resmi |
| Dyonisos Tiyatrosu |
| Olympos-Zeus Tapınağı |
| Antik Agora ortasındaki Hephaistos Tapınağı, hemen arkasında Monastriaki bölgesi görülüyor. |
| Parlamento Binası |
| Meçhul Asker Anıtı |
Daha sonra Parlamento binasının sol yanındaki National Garden'a girdik. Turhan'ın ayakları iflas etmeye başladığı için o bir banka oturup dinlenirken bende peyzajı çok hoş yapılmış bu kocaman botanik bahçesini tek başıma dolaşayım dedim. Ama ağaçların arasındaki kuytu banklarda oturan saplama tiplerden rahatsız olunca paniğe kapılarak yolu şaşırdım ve kayboldum. Gerginlikten mi, minik göletlerin yarattığı nemli ve sıcak havadan mı bilmem kan ter içinde koşuştururken kabus gibiydi.
Bir sonraki hedefimiz Teleferik Tepesi (Lycabettus Hill ). Bu tepeye çıkmak için Atina'nın en seçkin, pahallı ve şık semtinden yürüdük ve dinlenmek için bir cafeye oturup frapelerimizi içerken farklılığıda fark ettik. Hatunların hepsi şık ve bakımlı, dükkanlar pahallı, apartmanlar-evler güzel ve lüks... Kısa molamızdan sonra yine tabanlara kuvvet zorlu bir merdiven tırmanışına geçtik. 100 mü 300 ü saymaktan artık vazgeçtiğim basamaklar canımıza okumuştu ama iyiki pes etmemişiz. Yanlış anlamayın tepeye çıkmıyoruz, tepeye çıkarıcak olan teleferiğe ulaşmaya çalışıyoruz. Tabi ki taksi alternatifi var ama biz sokak sokak dolaşıcağız ya ondan bu kadar kararlıyız.
Adam başı 6.50 € olan teleferik bizi Atina'nın en yüksek tepesi ( 277 m.) ne çıkartmıştı.Şık bir cafe-restaurant, en zirvede çok hoş bembeyaz bir kilise (Agios Georgios Şapeli) ile çan kulesi ve tüm şehri ayaklar altına seren şahane bir panorama vardı. Hatta hayatımda gördüğüm en şık wc ye de burada rastladım, tuhaf bir tanıtım oldu ama söylemeden geçemeyecektim. Kısacası biz bu tepeyi çok sevdik ve iyiki de gelmişiz dedik. Tavsiye ederim.
Bir sonraki hedefimiz Teleferik Tepesi (Lycabettus Hill ). Bu tepeye çıkmak için Atina'nın en seçkin, pahallı ve şık semtinden yürüdük ve dinlenmek için bir cafeye oturup frapelerimizi içerken farklılığıda fark ettik. Hatunların hepsi şık ve bakımlı, dükkanlar pahallı, apartmanlar-evler güzel ve lüks... Kısa molamızdan sonra yine tabanlara kuvvet zorlu bir merdiven tırmanışına geçtik. 100 mü 300 ü saymaktan artık vazgeçtiğim basamaklar canımıza okumuştu ama iyiki pes etmemişiz. Yanlış anlamayın tepeye çıkmıyoruz, tepeye çıkarıcak olan teleferiğe ulaşmaya çalışıyoruz. Tabi ki taksi alternatifi var ama biz sokak sokak dolaşıcağız ya ondan bu kadar kararlıyız.
| Lycabettus Tepesinden seyir |
| Agios Georgios Şapeli |
| Günbatımını bekliyorlar |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder